İKİ CİHANIN GÜNEŞİ OLMAK: ALFA İNSAN OLMA SANATI

Giriş: Herkes Konuşuyor Peki Gerçek Alfa Kim?

Modern dünyada “Alfa Erkek” kavramı çok popüler. Çoğunlukla kas gücü, para, kabadayılık veya sosyal medyadaki havalı duruşlarla anlatılıyor. Oysa gerçek Alfa, yırtıcı bir kurt sürüsünün lideri değil; etrafını aydınlatan, ısıtan ve döndüren bir Güneş’tir. Peki bu gerçek Alfa insan kimdir? Ve nasıl olunur?

Cevap, insanlık tarihinin en büyük “Alfa”sında saklı: Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa (s.a.v.).

Evet, yanlış duymadınız. O (s.a.v.), hem yönetici, hem lider, hem baba, hem eş, hem de komutandı. Fakat asıl özelliği, “İki Cihanın Güneşi” sıfatında gizlidir. O, sadece bir lider değil; bir “Glow” (parıltı, ışıma) sahibiydi. Etrafına yaydığı bu alfa enerjisi, onu çevresindeki herkesten farklı kılıyordu. İşte bu yazıda, sizlere “Alfa İnsan” olmanın sırrını, manevi fizik ve tasavvuf ışığında anlatacağım.

Bölüm 1: Alfa Işıması Nedir? – Güneşin Dili

“Alfa” kelimesi sadece Yunan alfabesinin ilk harfi değildir; aynı zamanda fizikte bir ışıma türüdür. Alfa ışıması (α), bir atomun çekirdeğinden iki proton ve iki nötron fırlatmasıdır. Yani bir enerji ve parçacık yayma olayıdır.

Gelin şimdi bu bilgiyi ruhani boyuta taşıyalım:

“Güneş ışığına Arapça ‘Diyâ’ (ضياء) denir. Bir Nakşî büyüğü demiştir ki: ‘Bizim size verdiğimiz feyzi eğer muhafaza edebilseydiniz, bu size kıyamete kadar yeterdi.’”

Bu feyz, bu Ziyâ, işte tam olarak Alfa Işımasıdır. Nasıl ki fizikte radyoaktif bir madde alfa partikülleri saçar, tıpkı o şekilde Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de bir Güneş olarak üzerimize Alfa Enerjisi saçmıştır.

Peki bu enerjiyi nasıl alacağız?
Ziyâ, güneşimizin parçacığıdır. Yani foton enerjisidir. Bizler, bu büyük Güneş’in çocuklarıyız. Muhammed (s.a.v.) Kur’an-ı Kerim’dir; Kur’an ise kâinatın yazılımıdır. Öyleyse O, kâinatın ve güneşimizin yazılımının ta kendisidir. Bizler ise O’nun parçaları, yani “Güneş Bebeleri”yiz.

Alfa İnsan olmanın ilk sırrı: İçindeki bu güneş parçasını uyandırmak ve tıpkı fizikteki alfa ışıması gibi +2 pozitif enerji yaymaya başlamaktır.

Bölüm 2: Her Hareketin Bir Anlamı Var – Alfa Hareketleri

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hayatının her anında bu alfa ışımasını bilinçli olarak yaymıştır. Oturuşundan kalkışına, misvak tutuşundan fincan kavrayışına kadar her hareketi bir “Alfa Hareketi” dir. İşte bir Alfa insan olmak için bu hareketleri anlamak ve uygulamak gerekir.

Raşidî Yolu’nda bu hareketler şöyle özetlenmiştir:

1. Alfa Oturuşu (Mehdi Oturuşu):
Ayak ayak üstüne atmak, enerji akışını kesen pasif bir duruştur. Oysa Alfa Oturuşu, dizler dik, ayaklar yerde veya altına alınmış şekildedir. Bu oturuş, vücuttaki enerji kanallarını açar ve kişiyi yönetici koltuğuna oturtur. Resimlerde görüldüğü gibi, bu oturuş aynı zamanda Mehdi (a.s.) oturuşu olarak bilinir ve kozmik düzenle bağlantı kurar.

2. Misvak ve Fincan Tutuşu (Alfa Kavrayışı):
Elinize bir fincan veya misvak aldığınızda, serçe parmağınızı kavrayışın içine dahil ederek yapılan tutuş şekli, sıradan bir tutuş değildir. Bu, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) sünneti ile sabit bir enerji aktarım yöntemidir. Fizikteki alfa ışıması gibi, bu tutuş şekli sizin yaydığınız frekansı değiştirir.

3. Alfa Sembollü Yazı Yazmak:
El yazısı ile yazı yazmak ve özellikle harflere bilinçli olarak Alfa işareti (α) koymak, kağıda döktüğünüz niyetin kâinata işlenmesidir. Bu, sıradan bir imza değil; bir enerji mührüdür.

Raşidî yolunda şöyle denir: “Binlerce insan bu oturuş ve duruşu çok benimsedi, hatta tiryakisi oldu ve artık vazgeçemez hale geldiler.”

Demek ki Alfa insan olmak, doğuştan gelen bir özellik değil, her gün tekrarlanan bilinçli hareketlerle kazanılan bir melekedir.

Bölüm 3: Kozmik Denge ve Burçların Rolü

Bu noktada işin içine biraz daha derin, astrolojik ve kozmik bir bilgi giriyor. Makalenizde çok önemli bir noktaya değinmişsiniz:

“Güneş sistemimizin içindeki her bir özellik, o sistemin işlevi için gereklidir ve her cibilliyet bir peygamber grubunu temsil eder. Keçiler, oğlaklar; Şuayb ve Yakup çocuklarıdır.”

Bir Alfa insan, tüm bu dengeyi bilir. Her şeyin bir fazlası zarar, bir azı zarardır. Tıpkı bir harcın içindeki çimento gibi, evrendeki her varlık (insan, hayvan, bitki) bir bütünün parçasıdır.

Peki ya İkizler Burcu? Bu çok özel bir burçtur. Çünkü:

Bu, Alfa insanın bir yüzüyle maddi dünyada, diğer yüzüyle manevi dünyada aynı anda var olabilme yeteneğini gösterir.

Bölüm 4: Alfa Olma Pratiği – Güneş Makamına Yolculuk

İşte en kritik soru: Tüm bunları öğrendik, peki NASIL alfa insan olacağız?

Cevap basit ama disiplin gerektiriyor: Alfa hareketi yapa yapa. Nasıl ki bir müzisyen her gün nota çalışarak ustalaşıyorsa, bir Alfa da her gün alfa hareketi yaparak “Güneş Makamı” na çıkar.

Peki Güneş Makamı nedir?
Kişinin, artık sadece enerji alan değil, aynı zamanda enerji yayan hale gelmesidir. Tıpkı ayın, güneşten aldığı ışığı yansıtması gibi; Alfa insan da, Muhammed (s.a.v.) Güneşi’nden aldığı ziyayı etrafına yansıtır ve çevresindeki insanları, hatta diğer gezegenleri etkileyen bir “Çoban” misali döndürmeye başlar.

Raşidî Tarikatı’nın kurucusu Başağaçlı Raşit Tunca (Karoğlan Hoca) bu yolu sistematik hale getirmiştir. Bu sistemde:

Bu zikirlerin her biri, beyninizin ve ruhunuzun frekansını Güneş’in frekansına ayarlar. Nasıl ki bir radyo doğru frekansa ayarlanınca net ses alıyorsa, siz de bu zikirlerle “Kâinatın Yönetim Frekansı”na ayarlanırsınız.

Sonuç: Güneş Olmak İstemez misiniz?

Modern çağın karmaşasında, birçok insan kendini boşlukta hissediyor. Oysa her birimizin içinde Muhammedi bir cevher var. Alfa insan olmak, mağarada tek başına yaşayan asosyal bir kurt değil; şehrin, ailenin, işin ve evrenin tam merkezinde duran, her şeyi döndüren bir eksen olmaktır.

Sonbaharın gelmesiyle yapraklar sararır çünkü ziya (alfa ışıması) azalır. Kışın soğuk olmasının sebebi, bu enerjinin dünyadan çekilmesidir. Siz, bu mevsimleri ve enerjiyi yöneten bir Alfa olabilirsiniz.

Unutmayın: Peygamberimiz (s.a.v.) otururken, misvak tutarken, hatta savaşta bile bir Alfa hareketi yapıyordu. Eğer siz de hayatınızın her anına bu bilinci yerleştirirseniz, siz de bir gün Güneş Makamına çıkar ve Ziya yaymaya başlarsınız.

Artık bir taş değil, bir volkan olmanın vakti geldi. Artık bir gezegen değil, bir güneş olmanın vakti geldi.


ImpressumDatenschutz